Yağmurun çamura acıkması
Rüzgarı susuz bırakmaz
Ama eşit olamıyorlar
Tellerin keskin kenarı
Kanatmıyor
Acıtıyor
Siyah pamuklar
Öfkesini gizlemez
Su alırlar
Su verirler
Tek alırlar
Tek verirler
Tek al
Tek ver
Güzel bir güz
Başlangıç olsun
Her sabaha
Bir delikten aksın
Buram buram sis kokusu
Sabahla sikişiyor
Doyurucu bir orgazm sonrası
Siyah pamuk ağlıyor
Siyah pamuk
Öfkeli
Kırgın
Kızgın
Defolu
Aç
Doygun
Ama şimdi nefes alıyor
Ağlaması geçti
Pamuğun
5 Ocak 2015 Pazartesi
22 Aralık 2014 Pazartesi
BUĞDAY KRALİÇESİ
Sen değil, kelimeler oynuyor
Kıpırdanmalar durmak bilmiyor
Bazen acıtıyor, tenimi kesiyor
Kanama durmuyor, bedenimi kirletiyor
Farkında değilim olanların
Uyuz bir geyikten ibaret
Ama ben taşıyorum içimde
Büyük aşkı, sevgiyi, mutluluğu
Her ruh birleşir
Bizimki de birleşiyor
Buğday kraliçesi
İzin ver
Dünyana gireyim
Acıtsa da
Orada olayım.
19 Aralık 2014 Cuma
DOĞURDUĞUM SENSİN
Çok az el ele tutuştuk
Belki göç ederken
Belki ziyaretlerde
Artık vaktim yok
Elini tutmaya
Öpmeye
Okşamaya
Koklamaya
Sorma 'neden' diye
Cevabı fazla ağır
Küçük aklın almaz
Benim yaptıklarımı
Boşver
En iyisi uyu
Gelecek için
Rüyalar için
Tanıma beni
Sevme beni
Düş yakamdan
Siktir git
Aklın almaz
Alıncaya kadar
Vajinanı koruyamazsın
Ama sensiz
Kolum kesiliyor
Bu böyle
Belki göç ederken
Belki ziyaretlerde
Artık vaktim yok
Elini tutmaya
Öpmeye
Okşamaya
Koklamaya
Sorma 'neden' diye
Cevabı fazla ağır
Küçük aklın almaz
Benim yaptıklarımı
Boşver
En iyisi uyu
Gelecek için
Rüyalar için
Tanıma beni
Sevme beni
Düş yakamdan
Siktir git
Aklın almaz
Alıncaya kadar
Vajinanı koruyamazsın
Ama sensiz
Kolum kesiliyor
Bu böyle
18 Aralık 2014 Perşembe
ODA
Kahverengi odanın ışıkları
Yüzünü saklıyor
Mum kokusu
Parfümünü bastırıyor
Saksafon, gitar sesleri
Türkünü eziyor
Ama sesin
Kafamda, susmuyor
Rahatsızlık verse de
Yumuşaklığı, masumiyeti
Kırmızı dudakların, ojelerin
Sarı, leş sıvılar
Kan, kusmuk, salya
Sarhoş olduğunda
Renkler coşuyor
Vücudunun renkleri
Elbiselerinin renkleri
Sen ayılınca
Kayboluyor
Kahveye viski döktüm
Djarum Black ister misin?
Paul Simon çalalım
Muhabbet
Alakasız yerlere aksın
Sadece
Odanın rengini gör
Kahveni
Viskini iç
Çek Djarum'u
Oda
Bizi kabul etsin
Ruhuyla
Bedeniyle
Yüzünü saklıyor
Mum kokusu
Parfümünü bastırıyor
Saksafon, gitar sesleri
Türkünü eziyor
Ama sesin
Kafamda, susmuyor
Rahatsızlık verse de
Yumuşaklığı, masumiyeti
Kırmızı dudakların, ojelerin
Sarı, leş sıvılar
Kan, kusmuk, salya
Sarhoş olduğunda
Renkler coşuyor
Vücudunun renkleri
Elbiselerinin renkleri
Sen ayılınca
Kayboluyor
Kahveye viski döktüm
Djarum Black ister misin?
Paul Simon çalalım
Muhabbet
Alakasız yerlere aksın
Sadece
Odanın rengini gör
Kahveni
Viskini iç
Çek Djarum'u
Oda
Bizi kabul etsin
Ruhuyla
Bedeniyle
17 Aralık 2014 Çarşamba
BALGAM
Ciğerlerinden
rahatsız olduğu halde günde iki paket sigara içiyor ve durumundan şikayet edip
sürekli küfür ediyordu. Şu an elinde bir
Camel Black var. Düşünüyor. 'Siktiğim bir gün' Şikayet etmeyi 15 yaşından beri alışkanlık haline
getirdi. Bu onun huyu olarak kaldı. Koç burcu kadını olduğu için duygularını bu
kadar yoğun yaşaması çok doğal. Papatya 17 Nisan'da doğdu.
Şu
an 39 yaşındaki Papatya dumanı tekrar içine çekti. Biraz olsun rahatladı.
Sürekli öksürüyor ve söyleniyor. Bir yandan, 2006'dan kalma bir pc'de,
facebook'a bakıyor. Sinirli olmasının
sebebi kendi yazdığı iletilere, aforizmalara ne bir beğeni geliyor, ne de bir
yorum. Üstelik mesaj kutusunda görülen son haberleşme 2 hafta öncesine ait
olduğu için, unutulduğunu, hatırlanmadığını düşünüyor. İletilere yazdığı
aforizmalar başka şairlere, filozoflara ait olması, kendini daha da kötü
hissettiriyor. Çünkü bu sitede fotoğraflarından başka kendine ait hiçbir şey
yok. 'Sikicem bu siteyi, insanları, dünyayı...'Ve kızımı' diyecekti
içinden ama vaz geçti. Sonuçta şu an 14 yaşındaki Çilem okulda olduğu için,
evde Papatya'yı huzursuz edecek başka kimse yok. Papatya sigarasını klavyenin
üzerine söndürdükten sonra, boğazında hissettiği ağır balgamı monitör ekranına
tükürerek kullanmak istedi. 'Kkkkhkhhhhhh Puaahhhh' Ekrandan akan
tükürüğe bakan Papatya, aslında bilgisayarını tamamen kırmayı çok istedi ama
bunu Çilem de kullanıyor. 'Ekranı silmiyorum ulan, orospu geldiğinde kendi
silsin. Hatta yalattıracam bu tükürüğü' Sağ kolundaki yarayı kazırcasına
kaşıyan Papatya'nın tırnaklarının içine kan ve kir doluyor. Kanamaya aldırmayan
Papatya tırnaklarına dolan kanı ve kiri emdiğinde 'Kan dolu bir kadeh olsa,
her gece yatmadan içsem. Sonuçta kan sütten daha gerçektir' diye düşündü.
PAPATYA'NIN
NOTU:
Çilem
doğmadan önce rahmetli babası bana her gece turşu alırdı. Aşermemle ilgili mi
bilmiyorum ama sikişmeden önce ve sikiştikten sonra turşu yemek bana ayrı bir
orgazm yaşatırdı. Üzerine tuz dökmezdim. Tuzu sevmiyorum. Beni kusturuyor. Çilem
dünyaya geldikten sonra migren hastalığımı yoğun bir şekilde hisseder oldum.
Hala öyle. İlaçlar beni rahatlatmıyor, iyileştirmiyordu. Ölmeyi çok istedim.
Kendi kendime 'artık geber lan orospu' diyorum. Beni kimse duymadı, kimse
görmedi. Yaşamak güzelmiş, ağaçlar, denizler, mavi gökyüzü...Çiçekleri koklamak
huzur veriyormuş. SİKTİR ULAN
PEYNİR
SIÇARKEN
Etrafında
sinekler uçuşan buzdolabının kapağını açtığında, içinde karıncalar, hamam
böcekleri haricinde, peynirli ve jambonlu sandviçler, birkaç süt ve kahvaltılıklar
dışında pek bir şey görmedi. Papatya
yere çömelip, sandviçlerden birini aldı ve iştahla ucundan bir ısırık aldı. 'Bakalım
bu gece içime kaç yarrak daha alacam. Ne çıkarsa bahtıma diyecek takatim
kalmadı. Bundan sonra şişman, terli, göbekli ve çirkin olanlara zam var. İki
kat daha alacam puştlardan. Bana yapışan terleri yüzünden 2 saat duş almaktan
sıkıldım. Zaten para da bitiyor'
Kahvaltı
etmediği için biraz fazla iştahlı yediği sandvicini yere bıraktı. Çok
öksürüyor. Ne yediği ekmeği, ne de içindeki peynirin, jambonun tadını alıyordu.
'Sikicem balgamı'
Kapının
kapanma sesini duyan Papatya, Çilem'in okuldan döndüğünü anladı. İşte yine aynı
şey. Belli bir saaat özgür olan kadın, yine bunun tadını çıkaramadan kızıyla
uğraşacaktı. 'Allahın piçi. Gel lan buraya. Gel gel' Turuncu saçları,
suratında pembe çilleri olan genç kız korkarak annesinin yanına giderken başına
gelecekleri hemen sezdi. Zaten sezgileri güçlü bir kız olan Çilem ismini
yanağındaki çillerden aldı. Annesi ona monitörün üzerindeki balgamları
gösterdi. 'Ulan bu monitörün hali ne böyle' Çilem'in tek bir cevabı
vardı. 'Ben yapmadım anne' Papatya balgamını Çilem'in suratına püskürttü.
Ağlamaklı olan Çilem'in ağzından hiç ses çıkmadı. Annesi devam etti. 'Bak
suratında balgam olunca ne kötü oluyormuş değil mi? O monitöre yazık değil mi,
sen tükürürken o ne hissetti acaba? Yavşak.' Çilem başına gelecek olanı
bilmiyor ama başına bir şey geleceğini gayet yoğun bir şekilde hissediyor.
Annesi haykırarak: CEZALISIN
Çilem'in
boynundaki köpek tasmasının ucunu Papatya tutuyor ve zevkle kızının monitörü
yalamasını izliyor. Çilem hıçkıra hıçkıra ağlarken direnmeyi sürdürüyor 'Anne
bana bunu yaptırma. Yalvarırım.' Bir yandan keyif sigarası içen Papatya
tekrar haykırır.
BOK YUMUŞAKLIĞINDA DENEYSEL DÜŞLER-1
Belki yeniden doğmalıyım.
Veya kendimi vurmalıyım.
Fark eder mi?
Sonuç aynı olacaksa...
Ortaya çıkan şey,
okyanus düzeyinde karanlık
İzledim, okudum, gördüm, tattım
Fakat bağlı olmak
Acı çektiren bağlılık
Siktiğimin insanları
Evladım da dahil
Susuz kalınca
Kriz geçirince
McDonald's'la doyarken...
Hiç kriz yaşamadım
Sadece terledim
Her lokma yutarken
bir Alice in Chains
Coca-Cola buzlu
Fakat kızım yanımda
Sikicem belasını
Veya kendimi asacam
Yalnız karanlığı yaşatmak
İşte o bilinmedik hiç'e ulaşmak
Zor değil
Dur.
Koklayayım biraz
Öyle gidersin
Veya kendimi vurmalıyım.
Fark eder mi?
Sonuç aynı olacaksa...
Ortaya çıkan şey,
okyanus düzeyinde karanlık
İzledim, okudum, gördüm, tattım
Fakat bağlı olmak
Acı çektiren bağlılık
Siktiğimin insanları
Evladım da dahil
Susuz kalınca
Kriz geçirince
McDonald's'la doyarken...
Hiç kriz yaşamadım
Sadece terledim
Her lokma yutarken
bir Alice in Chains
Coca-Cola buzlu
Fakat kızım yanımda
Sikicem belasını
Veya kendimi asacam
Yalnız karanlığı yaşatmak
İşte o bilinmedik hiç'e ulaşmak
Zor değil
Dur.
Koklayayım biraz
Öyle gidersin
16 Aralık 2014 Salı
DENİZ KIZI HARİÇ
Mor gökyüzü, derinden akıyor içime. Otların
damlaları taşı doyuruyor. Filizlenen renkler, altın çember formunu alırken,
pembe çayırların ucunda tahta kapı beliriyor. Üşüyor hayvanlar. Soğuk, kristal
kokusu yayıyor tarlalara. Gecenin bulutları pembedir her saat. Üşüyor
hayvanlar. Mentol sis yayılırken kırlara, nehirin dibindeki inciler
gıdıklanıyor. Fakat kediler üşümez. Denizkızı hariç. Tinkerbell'in cenazesi
kalkarken, serçenin türküsü çalıyor gökyüzünde. Üşüyor hayvanlar. Ama kediler
üşümez. Denizkızı hariç. Burada çay içen canlılar, rakam üzerinden sohbet
ederler. Satranç oynarlar. Mezar taşlarında uyurlar. Aşk, müzikle yaşanır.
Periler bahçede öpüşürler. Şatoda kimse olmaz. Üşüyor hayvanlar. Ama kediler
üşümez. Denizkızı hariç. Taşlar hariç, kareler hariç
SOMUT KARGAŞA
Mavi sis tüm şehri kaplayacak mı?
Yoksa ateş mi ele geçerecek burayı?
Titreyen kedi, mavi sisi koklayacak mı?
Kedi zihninde, pembe diyarlara gidecek mi?
Hava kapalı, gökyüzü pastel mavisi.
Yağmur yağmayacak, güneş açmayacak.
Bir esinti var, tatlı, ferah, mentol bir esinti
İnsanlar sırıtıyor, insanlar havalanıyor.
Gök gürlemese...
Güneş açmasa...
Rüzgar esmese...
İnsanlar gülmeyecek. .
15 Aralık 2014 Pazartesi
KAVANOZ ARARKEN
Ayak sesleri duyulmaz.
Kapılar kapanırsa duyulur.
Üstüme geliyorlar.
Aslında gelmiyorlar.
Benim kapım kapalı.
Düşüncesizce kapıyı açıyorlar.
Davetli olmadıkları halde.
Tecavüzden zevk alıyorlar.
Sikmekten.
Götümden.
Fakat ben boşalmıyorum.
Farkındayım, bilmiyorlar.
Bilmelerini istesem de.
Sesimi kaybedemem.
Haykırırsam.
Konuşamam.
Zamanla giderler.
Ama tekrar gelirler.
Bir kavanoz gerekli.
Ömür boyu bulmasınlar.
Bulsalar bile.
Kavanozu kıramasınlar.
Kırsalar bile.
Sorsunlar.
Cevap alsınlar.
Bir daha gelmesinler.
Ömür boyu gelmesinler.
Tek kalınca.
Sağır olunca.
İsteseler bile gelemezler.
Kapılar kapanırsa duyulur.
Üstüme geliyorlar.
Aslında gelmiyorlar.
Benim kapım kapalı.
Düşüncesizce kapıyı açıyorlar.
Davetli olmadıkları halde.
Tecavüzden zevk alıyorlar.
Sikmekten.
Götümden.
Fakat ben boşalmıyorum.
Farkındayım, bilmiyorlar.
Bilmelerini istesem de.
Sesimi kaybedemem.
Haykırırsam.
Konuşamam.
Zamanla giderler.
Ama tekrar gelirler.
Bir kavanoz gerekli.
Ömür boyu bulmasınlar.
Bulsalar bile.
Kavanozu kıramasınlar.
Kırsalar bile.
Sorsunlar.
Cevap alsınlar.
Bir daha gelmesinler.
Ömür boyu gelmesinler.
Tek kalınca.
Sağır olunca.
İsteseler bile gelemezler.
14 Aralık 2014 Pazar
UYKUDA YÜRÜMEK
Bıraksalar uykumu, ömür boyu rüya görürüm.
Tarlalar, kırlar, gökkuşağı benim olsun.
Sadece havada süzülen kuş tüyüne bakıyorum.
Özeniyorum.
Hafiflemek zor olmamalıydı.
Yükleri boşaltmak kolay sanıyordum.
Düşler aldatır.
Rüyalar terk eder.
Gözünü açtığında öfkelenirsin.
Siktiğimin yapay gerçekliğinde yaşayarak.
Sanki çok faydalı ve yararlı olacam.
Ama yok.
Ben süt değilim.
Portakal değilim.
Beni beyaz masalara koymayın.
Orası size göre.
Çünkü siz beyaz masalarda duran renkli, temiz biblolarsınız.
Siz asla tozlanmazsınız, kırılmaz ve yıpranmazsınız.
Ben sineklerle öpüşerek uyurum.
Kırlarda tek başıma yürürüm.
Uyurum, yürürüm, uyurum, yürürüm.
Yüklerimi atmadım daha.
Atamıyorum.
Ama inançlıyım, çöpler boşalacak.
Parmağımı ağzıma sokarak, zorlayarak değil.
Rahatça kusarak.
O zaman gökyüzüne açılacam.
İhtiyaç anında karanlığı kutuya koyup.
Yanımda götürerek.
Bana arkadaşlık edecek siyah.
Ve en iyi dostumla tanıştıracam.
Mavi.
Tarlalar, kırlar, gökkuşağı benim olsun.
Sadece havada süzülen kuş tüyüne bakıyorum.
Özeniyorum.
Hafiflemek zor olmamalıydı.
Yükleri boşaltmak kolay sanıyordum.
Düşler aldatır.
Rüyalar terk eder.
Gözünü açtığında öfkelenirsin.
Siktiğimin yapay gerçekliğinde yaşayarak.
Sanki çok faydalı ve yararlı olacam.
Ama yok.
Ben süt değilim.
Portakal değilim.
Beni beyaz masalara koymayın.
Orası size göre.
Çünkü siz beyaz masalarda duran renkli, temiz biblolarsınız.
Siz asla tozlanmazsınız, kırılmaz ve yıpranmazsınız.
Ben sineklerle öpüşerek uyurum.
Kırlarda tek başıma yürürüm.
Uyurum, yürürüm, uyurum, yürürüm.
Yüklerimi atmadım daha.
Atamıyorum.
Ama inançlıyım, çöpler boşalacak.
Parmağımı ağzıma sokarak, zorlayarak değil.
Rahatça kusarak.
O zaman gökyüzüne açılacam.
İhtiyaç anında karanlığı kutuya koyup.
Yanımda götürerek.
Bana arkadaşlık edecek siyah.
Ve en iyi dostumla tanıştıracam.
Mavi.
LÜTFEN ( RENKLERİN DİBİ)
Tüylerini titreten mor gökyüzü
Artık yağmuru getirmiyor bana
Nefesim istiyor rüzgarı, ben değil
Otların üzerinde çırılçıplak beklerken
Rüzgar savuruyor seni, turkuaz nehire
Ama yakından bakarsan
Çimlerdeki elmalar artık kırmızı değil
Lütfen gir ve dal
Göreceksin solgun yosunları
Sana küstü tüm bitkiler
Ama damlalar belki seni korur
Lütfen kal
Kal ve savrul
En derine git
Renklerin dibinde boğul
İzin ver cesedini izleyeyim
Lütfen
Pırıl pırıl yanan tenin
Meleksi yüzün
Kırmızının derininde sen yatarken
Lütfen
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
ÖYKÜLERİM veya KİTAPLARIM
Burada yayınlasam mı acaba? Uyku tutmadı yine. Wattpad üzerinde fazla okunmuyorlar. Burada da okunmayacaklar ama en azından burası benim çö...
-
Belki yeniden doğmalıyım. Veya kendimi vurmalıyım. Fark eder mi? Sonuç aynı olacaksa... Ortaya çıkan şey, okyanus düzeyinde karanlık ...
-
Sen değil, kelimeler oynuyor Kıpırdanmalar durmak bilmiyor Bazen acıtıyor, tenimi kesiyor Kanama durmuyor, bedenimi kirleti...

